Yirminci yüzyılın ortasında trompet, orkestra içinde güçlü ama solo repertuvarı dar bir çalgıydı.
Bu tabloyu değiştiren isimlerin başında Maurice André gelir.
André'nin teknik ustalığı, onu yüzyılın önde gelen trompetçilerinden biri olarak tanıttı. Barok repertuvara dönük kayıtları ise o döneme duyulan ilginin yeniden canlanmasına katkıda bulundu.
Bunun teknik bir boyutu vardır. Barok repertuvarın büyük bölümü tiz bölgede yazılmıştır ve modern si bemol trompette bu eserleri çalmak ağır bir yüktür.
Piccolo trompet bu sorunu çözer: daha kısa borusuyla tiz bölgeyi erişilebilir kılar ve dayanıklılık yükünü azaltır.
André'nin bu çalgıyı kullanışı, barok eserlerin konser salonlarına dönmesini kolaylaştırdı.
Kursiyer için buradan iki sonuç çıkar. Birincisi, repertuvar ile çalgı seçimi birbirinden ayrılmaz; doğru çalgı, imkânsız görünen bir eseri çalışılabilir hâle getirir.
İkincisi, tiz bölgeyi zorlamadan kullanmanın yolu vardır ve bu yol her zaman daha çok çalışmaktan geçmez.
Piccolo trompete geçiş ileri düzeyde ve eğitmen yönlendirmesiyle yapılır; erken geçiş temel tekniği bozar.
Derslerimizde repertuvar seçimi kursiyerin çalgısı ve düzeyi birlikte gözetilerek yapılır.