Cazın ilk yıllarında trompet topluluk içinde bir sesti. Melodiyi taşırdı ama tek başına anlatan bir çalgı değildi.
Bu anlayışı değiştiren isim Louis Armstrong oldu.
1928 tarihli West End Blues kaydı, trompetin solo doğaçlamaya yönelişinde belirleyici bir dönüm noktası sayılır. Kayıt, çalgının caz içinde önde gelen bir ses olabileceğini gösterdi.
Armstrong'un getirdiği şey yalnızca teknik değildi. Cümle kurma biçimi, sesin uzunluğu, gecikmeli girişler ve ritmin esnetilmesi sonraki kuşakların ortak diline dönüştü.
Bu dilin bir bölümü bugün doğal karşılanır ve icat edildiği unutulur.
Kursiyer açısından buradan çıkan ders şudur: doğaçlama nota bilgisiyle değil, cümle duygusuyla kurulur. Armstrong'un solosu kısa motiflerin geliştirilmesine dayanır; her ölçüde yeni bir fikir aranmaz.
İkinci ders tondur. Armstrong'un tınısı hemen tanınır ve bu tanınırlık teknik hızdan değil, ses kalitesinden gelir.
Bu yüzden caz çalışmasına doğrudan hızlı pasajlarla başlanmaz.
Önce uzun ses, sonra kısa motif, sonra motifin geliştirilmesi gelir.
Derslerimizde caz çalışması dinleme ve motif geliştirme üzerinden, teknik hız hedefi konmadan başlatılır.