Ellili yılların başında caz trompetinin yönünü belirleyen isimlerden biri Clifford Brown oldu.
Onu ayıran şey doğaçlama becerisi ve berrak tonuydu.
Ton, caz trompetinde çoğu zaman geri planda kalan bir başlıktır. Kursiyerler hızlı pasajlara, kalıplara ve akor bilgisine yönelir; sesin kendisi ihmal edilir.
Oysa dinleyicinin ilk fark ettiği şey tondur.
Berrak bir ton üç unsura dayanır. Birincisi sabit hava basıncıdır; basınç dalgalandığında ses titrer ve merkezini kaybeder.
İkincisi dudak açıklığının kararlılığıdır. Nota değişirken açıklık gereksiz yere değişiyorsa her ses farklı bir renkte duyulur.
Üçüncüsü ağız içi hacminin sabit tutulmasıdır; boğaz kasıldığında ton incelir ve keskinleşir.
Bunları geliştiren çalışma karmaşık değildir: orta bölgede uzun sesler, düşük gürlükte, gözler kapalı.
Düşük gürlük burada bilinçli bir tercihtir. Yüksek sesle çalarken kusurlar duyulmaz; kısık çalarken her pürüz açığa çıkar.
Bu çalışma günde beş dakika sürdürüldüğünde birkaç hafta içinde fark edilir sonuç verir.
Derslerimizde ton çalışması, caz repertuvarına geçen kursiyerlerde de sürdürülür.